Skip to main content
Home

Main navigation

  • english
  • deutsch
  • francais
  • فارسی
  • türkçe
  • Home
User account menu
  • Log in
contact us | Berlin | Bielefeld | Bremen | Hamburg | Jena | Wuppertal
Find out what's going on in Berlin, Bremen, Göttingen, Hamburg, Jena, NRW, Nürnberg, Bramsche-Hesepe

Breadcrumb

  1. Home

Remscheid sosyol masa şefi Burkhard Mast-Weisz’a açık mektup

By azadi, 24 April, 2010
Language
Türkce
Campaign
Lager

Remscheid sosyol masa şefi Burkhard Mast-Weisz’a açık mektup.
Biz Remscheid’lı mülteciler artık toplu mülteci yurtlarında yaşamak istemiyoruz. Bu yurtlar bizi hasta ediyor ve Remscheid şehrini fakirleştiriyor.

Çoğumuz, yaklaşık 200 kişi, mülteci yurtlarında küçük odalarda yaşamak zorunda bırakılıyoruz. Normal evlere taşınmamıza izin verilmiyor. Dört farklı mülteci yurdunda kaliyoruz: Birinde bekar erkekler diğer üçünde aileleler olmak üzere. Aileler için tahsis edilen bu üç yurtta ayrıca bekar kadınlar da - bir kısmı da çocuklarıyla - yaşıyor. Yalnız yaşayan erkekler için tahsis edilen yurt aslında, ortak mutfak, banyo ve tuvaletleri ile, bir acil durum barınağı.

Bu yurtlar için biz daha doğrusu Remscheid belediyesi oldukça yüksek bir ücret ödüyor: Metrekare başına düşen miktar 17,43 € tutarında. Bu miktari 14,67 €/m² ile ana harç , 1,19 €/m² ile elektrik ve 1,57 €/ m² ile ısınma giderleri oluşturuyor. Remscheid’de normal bir kira dairesinin metrekare fiyati ise sadece 5,-€. Örneğin yurtta yaşayan iki çocuklu bir aile için iki küçük odalı bir eve 1.200,-€ kira ödeniyor. Aynı aile aynı büyüklükte bir evde yaşarsa ödeyeceği miktar sadece 300,-€. Mültecilerin normal evlerde yaşamasının önünde herhangi bir engel yok çünkü Remscheid’de binlerce ev şu an boş durumda [1].

Remscheid belediyesi yurtlardaki bu yüksek kira giderlerinin içinde kapıcı ve sosyal çalısanların ücretlerinin de olduğunu söyleyerek kendini savunmaya çalışıyor. İki yurtta haftanın 7 günü 24 saat, diğer iki yurta ise haftanın 5 günü 16‘şar saat, yani iki vardiya ile kapıcılar bulunuyor. BAF derneği sadece bahsi geçen mülteci yurtları için yaklaşık 40 kapıcı çalıştırıyor. Bizim açımızdan bu kapıcılar tek görevi bizleri ve misafirlerimizi gözlem altında tutmak ve kontrol etmek. Mutfak gereçlerindeki bozuklukların, çalışmayan lambaların veya kırık kapıların - örneğin 2007 yılının ekim ayında yapılan polis baskını [2] sırasında kırılan kapılar - tamirini ise ne kapıcılar ne de diğer BAF çalışanları üstlenmiyorlar. BAF Remscheid belediyesi tarafından finanse edilen bir dernek. Bünyesinde birçok sosyal çalışan barındıran bir dernek. Biz ne kapıcı ne de sosyal çalışan istiyoruz. Normal evlerde kendi başımıza daha iyi şartlarda yaşayabilir, kendi sorunlarımızın üstesinden kendi başımıza gelebiliriz. Hepimiz yetişkin insanlarız ve bizi kontrol eden ve yabancılar dairesine sınırdışı etmeler sırasında yardım eden bu sözde koruyucuları istemiyoruz. BAF’ın sosyal çalışanları haftada bir ya da iki gün yurtlara geliyorlar.
Bunların asli görevleri nedir bilmiyoruz. BAF’ın sosyal çalışanlarından biri olan sayın Göckel geçen senenin şubat ayında bir gazeteye verdiği demeçte BAF sosyal çalışanlarının herbirinin 100 mülteciyle ilgilendiğini [3] iddia etti. Sağlık sorunlarından tutunda borç, devlet dairelerine yapılması gereken dilekçeli başvurular ve daha başka birçok konuda mültecilere yardımcı olduklarını söyledi. O bunları iddia ederken bize doktora gidebilmemiz için gerekli izin belgesi dahi verilmiyordu. Ağrılar içinde bekletiliyorduk ve yardıma ihtiyacımız olduğunda bu kişilerden tek duyduğumuz şey „Bekleyin“ idi. Hatta bir arkadaşımız bu durumdan dolayı öldü [4]. Ona yardım edilmedi [5]. Tercüme, resmi dairelerle olan sorunlar ve iltica davamız için kendilerinden herhangi bir yardım görmedik. Bazılarımızın odaları biz yokken bu sosyal çalışanlar ve kapıcılar tarafından arandı. Kendi tecrübelerimiz bize bu sosyal çalışanların sınırdışı etmeler sırasında polise nasıl yardımcı olduklarını gösterdi. Yukarıda da bahsi geçen 2007‘deki kanun dışı polis baskını erkekler yurdunda yaşayan arkadaşları korku içinde yaşamaya sevketti. O zaman da bu sosyal çalışanlar bir kere bile nasıl olduğumuzu sormadı. Kendi başımızın çaresine kendimiz bakmak zorunda kaldık ve yurtlarda yaşamayan arkadaşlarımızdan yardım istemek zorunda kaldık. Republikanischen Anwältinnen - und Anwälteverein e.V.‘nın (Cumhuriyetçi avukatlar derneği) avukatları haklarımızı savundu ve mahkemeler bu polis baskınının kanun dışı olduğuna karar verdi [6]. BAF’ın sosyal çalışanlarından ne yardım ne de herhangi bir konuda destek görmedik. BAF haftada bir sefer iki saat olmak üzere sosyal çalışanlarının yurtlarda bulunduğunu söylüyor fakat Remscheid tren garının yakınında bulunan yurda BAF’ın sosyal çalışanları hiç gelmiyor.

BAF'ın Remscheid belediyesi ile olan sözlesmesinde kapıcılar ve sosyal çalışanlar da yer alıyor fakat bunların görevlerini yapıp yapmadığı ya da verdikleri hizmetten mültecilerin yararlanıp yararlanmadığının hiçbir önemi yok. Biz eğer danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyarsak kiliselerin sosyal kurumlarının danışmanlık bürolarına gidebiliriz.

Kimi mültecilerin sosyal hizmetler kurumundan (Sozialamt) aldıkları (eğer sosyal hizmetler kurumu verirse) sosyal yardım ve gider çizelgesinde, sözde temizlik malzemesi için de BAF’a para ödendiği ve bunun tutarının kişi başına 5,11 € olduğu yazıyor. Bize bu çizelgeler neredeyse hiç verilmediği için ve hiçkimseden bu konuda bir bilgi almadığımız için bu malzemeleri alma hakkımızın olduğunu sadece çok azımız biliyor. Çoğumuz temizlik malzemesi, tuvalet kağıdı v.b şeyleri kendimiz satin aliyor ve aldığımız az miktardaki sosyal yardım parası ile ödüyoruz. Belki kendinize bu küçük meblağların üzerinde neden durduğumuzu soruyorsunuzdur ama bizim gibi ayda 130 € 140 € ile yaşamak zorunda olan insanlar için 5 € çok paradır. Bundan dolayıdır ki sürekli, bağımsız yaşayabilmek için, çalışma müsaadesi almak istediğimizi vurguluyoruz.

Bunun dışında mutfaktaki elektronik aletlerin de harçların içinde yer aldığı belirtiliyor fakat bu aletleri devamlı kullanamıyoruz. Örneğin kapıcılar hafta sonu çamaşır yıkamamıza izin vermiyor. Erkekler yurdunun ortak mutfaklarından birindeki fırın çalışmıyor.

Çoğumuz çalışabilecek durumdayız ve çalışmak istiyoruz da ama maalesef bize çalışma müsaadesi verilmiyor. Çalişma izni olan az sayıda arkadaşlarımız da kazandıkları paradan yukarıda bahsi geçen yüksek miktarlı kirayı ödemek zorunda bırakılıyor.

Leverkusen [7], Köln [8], Suhl [9], Münster [10] ve diğer birçok şehrin toplu mülteci yurtlarını kaldırdığını ve bu şehirlerdeki mültecilere normal evlerde yaşama izni verildiğini biliyoruz. Wuppertal kalan son yurtları da yakın zamanda kapatmayı planlıyor. Bu aynı zamanda belediye için de daha ucuz ve daha iyi. Suhl şehrinin belediye başkanı tasarruf potensiyalinin oldukça yüksek olduğunu çünkü normal evlerde yaşayan mültecilerin daha az hasta olduğunu söylemişti. Bunun dışında devlet daireleri ve mülteciler arasındaki havanın da bu sayede iyileştiğini ve daha az sorun yaşandığını belirtmişti.

Küçük odalarda birlikte yaşamaya zorlandığımız için toplu mülteci yurtları bizleri hasta ve agresif yapıyor. Bazılarımızın odası 9 m² bile değil. Hepimiz farklı ülkelerden ve kültürlerden geliyoruz, hepimizin farklı sorunları ve farklı ihtiyaçları var. Kimimiz kötü şeyler yaşadı ve travma geçiriyor. Böylesi kişilerin sessiz ve sakin bir ortama, kendilerini güven içinde hissedecekleri bir yere ihtiyaçları var ama biz başka kişilerle birlikte yaşamaya mecbur bırakılıyoruz, ortak – en azında erkekler yurdunda öyle- mutfak, tuvalet ve banyoları kullanmak zorundayız. Bundan dolayı mülteci yurdundaki hayat insanı agresif yapıyor ve çatışmalar yaşanıyor. Bazılarımız ya çok gürültü olduğundan ya da daha önce gecenin geç saatlarinde yanıbaşındaki odadan bir arkadaşının alınıp sınır dışı edildiğini gördüğü için o korkudan dolayı gece uyuyamiyor. Bu yurtlar bizi hasta etti ve etmeye devam ediyor.

Çocuklarımız için durum daha da kötü çünkü kendilerini dışlanmış hissediyorlar. Yutta yaşadıkları için utandıklarından okul arkadaşlarını bile birlikte getirmiyorlar. Kendi odalari olmadığından ders çalışma imkanları kısıtlı. Bu da bu yaşam şartlarının çocuklarımızın geleceğini mahfettiği anlamına geliyor. Yetişkinlerle küçük odalarda birlikte yaşamak zorunda oldukları için ve sınır dışı edilen komşularına ve arkadaşlarına uygulanan şiddeti gördükleri ve yaşadıkları için diğer çocuklardan daha hızlı yetişkinliğe evriliyorlar. Sınır dışı edilme korkusu çocuklarımız psikolojisini aşırı derecede etkiliyor. Kapıcıların sürekli kontrollerinden dolayı hatta sadece orada bulunmalarından dolayı gençlerimiz kendilerini hapisteymiş gibi hissediyorlar. Dilekçe yazmıyoruz, sadece hepimiz değişik yetenek, tecrübe ve bilgiye sahip insanlarız. Bize şans verilirse Remscheid şehrine çok şey verebiliriz. Eğer normal evlerde yaşamamıza izin verilirse bunun bizim için çok iyi olacağını düşünüyoruz. Remscheid belediyesinin mali sıkıntılar yaşadığını ve acilen tasarruf etmesi gerektiğini biliyoruz. Toplu mülteci yurtlarının yegane amacının bizi alman toplumundan ayırmak ve tecrit etmek olduğunu düşünüyoruz. Buna daha fazla katlanmayacagız.

Remscheid belediyesinden, yabancılar dairesinden ve sosyal masa şefinden mülteci yurtlarının kapatılmasını ve normal evlerde yaşamamıza izin verilmesini istiyoruz. Onurlu bir hayat yaşamak istiyoruz.

Referanslar:

[1] „Stadtentwicklungskonzept Remscheid, Stärken, Schwächen, Potenziale, Risiken“, Kurzfassung Phase 1, Büro für Kommunal- und Regionalplanung Essen, Januar 2008, Quelle: http://www.remscheid.de/Rathaus/61/61Allgemein/61STEK/61STEK_Staerken_Sc...
[2] „300 Polizisten auf Drogensuche“, Remscheider General-Anzeiger vom 25.10.2007
[3] „Zwei Sozialarbeiter betreuen 200 Flüchtlinge“, Anja Carolina Siebel, Remscheider General-Anzeiger vom 14.2.2009
[4] „Rätsel um einen toten Afrikaner“, Remscheider General-Anzeiger vom 31.01.2007
[5] „Wieder fordert die Staatsgewalt ein Todesopfer“, KARAWANE für die Rechte der Flüchtlinge und MigrantInnen, 18.3.2007, Quelle: https://thecaravan.org/node/1143
[6] „Pressekonferenz der Flüchtlinge vom 17. März in Remscheid - Bericht KARAWANE“, KARAWANE für die Rechte der Flüchtlinge und MigrantInnen, 5.4.2009, Quelle: https://thecaravan.org/node/1916
[7] „Stellungnahme zum „Leverkusener Modell“ zur Unterbringung von Flüchtlingen“, Flüchtlingsrat Leverkusen, 22.10.2008, Quelle: www.fluechtlingsrat-bayern.de/.../08-10-22_Leverkusener_Modell.pdf
[8] „Leitlinien zur Unterbringung und Betreuung von Flüchtlingen in Köln“, Beschluss des Rates der Stadt Köln vom 20.07.2004, Quelle: www.stadt-koeln.de/mediaasset/content/pdf5620/1.pdf
[9] „Handlungsspielräume werden nicht genutzt“, Flüchtlingsrat Thüringen, Flüchtlingsrat INFO 2/2009, Februar 2009, Quelle: http://www.fluechtlingsrat-thr.de/index.php/component/content/article/50...
[10] „Flüchtlinge klagen über Schikanen, Asylbewerber in Remscheid wollen mehr Freiheiten“, Stephanie Zeiler, WDR, 6.2.2009, Quelle: http://www.wdr.de/themen/politik/nrw04/remscheid_wohnheime/index.jhtml

Der Kampf von Flüchtlingen braucht Geld!

Die Karawane ist maßgeblich auf Spenden angewiesen. Unsere Organisation besteht überwiegend aus Flüchtlingen, die (wenn überhaupt) nur über sehr geringe finanzielle Mittel verfügen. Aus diesem Grunde haben wir 2008 den „Förderverein Karawane e. V.” gegründet. Unser Verein ist als gemeinnützig anerkannt und kann deswegen auf Wunsch Spendenquittungen ausstellen, so dass sie steuerlich absetzbar sind. Wenn bei der Überweisung die Adresse mit angegeben wird, verschicken wir die Spendenbescheinigung automatisch spätestens am Anfang des Folgejahres.

Kontakt: foerderverein(at)thecaravan.org

Unsere Bankverbindung lautet:
Förderverein Karawane e.V.
Kontonummer
: 40 30 780 800
GLS Gemeinschaftsbank eG
BLZ: 430 609 67

IBAN: DE28430609674030780800
BIC: GENODEM1GLS

Secondary menu

  • Help
  • Impressum

10-Jähriges Jubiläum der Karawane

Sammlung aller texte zum 10 jährigen Jubiläum der Karawane all texts of the 10-years anniversairy of the CARAVAN for the rights of refugees and migrants