No War - No Refugee
No NATO - No Refugee

Country Information

Here you find background information on Guinea, Iran, Kurdistan, Türkei.

You are here

Oury Jalloh ve Laye Konde - ANMA-KONFERANSI VE DESSAU-YÜRÜYÜŞ CAĞRISI

Aufruf deutsch, english call, Appel en francais

Böylece tüm insanları, Berlin ve Dessau´da düzenlenecek konferanslara ve Dessau´da yapılacak Oury Jalloh, Laye Konde, Dominique Koumadio Anma-Yürüyüşüne ve ırkcı polis şiddetine kurban düşen tüm insanları anma katılımına cağrıyoruz.

5. Ocak 2008 Berlin Konferansı Irkcı polis saldırılarında ve şiddetinde öldürülenlerin anisina
Mehringhof I Gneisenaustr. 2A I Berlin I Saat 16:00

6. Ocak 2008 Dessau´da Black – African-Konferansı düzenlenecek.
Beat Club I Dessau I Yolculuk icin Berlinde bulusma saatı: 10:30 Reisecenter Alexanderplatz

7. Ocak 2008 Dessau´da Oury Jalloh’nun öldürülüşünün 3. yıldönümü Anma- Yürüyüşü yapılacak. Saat 14:00 Hauptbahnhof Dessau I Yolculuk icin Berlinde bulusma saatı: 11:30 Reisecenter Alexanderplatz

KIMSE UNUTMAYACAK! AYDINLATMA! ADALET! VE TAZMINAT IÇIN!

Iki afrikalı insanın alman polis memurları tarafından öldürülmesinden bugüne kadar aradan üç yıl geçti. 7. Ocak 2005 yılında Oury Jalloh ve Layé Konde ırkcı şiddetine maruz kalarak öldürüldü. Peki neydi, icrayı yada fiili suçları diye, sorgulara sualleri, aramızda soran ve arayanlar için? Yaşadığımız bu toplumun gözönünde, aleyhtar olarak algılandılar: „onlar zenci ve yabancılar“.

Oury Jalloh gibi Layé Konde ilk Guinea´dan Sierra Leone savaş nedenlerinden iltica etmeleri ve ardından Sierra Leone´de yine savaş yüzünden, ikiside firar etmek sorunda kaldılar. Ikiside avrupa yolculuğunda, almanyaya kavuşmuşlardı. Hayatlarını haysiyetli değerler içerisinde sürdürmelerini umut ediyorlardı. Fakat burada buldukları „cennet“ ortamı değildi, tam tersine, dünya yüzündeki cehennem´in kendisiyidi: hedefli polis kontrolleri, toplumsal dışlanma, ikamet sorunluluğu, dışsürgünlenme, her türlü ırkcı saldırı ve şiddet onların, ölümlerine kadar yasam günlüğünü belirledi. Nesil, ırk ve yüz rengi nedeniyle almanyada tabiiki Oury Jalloh ve Layé Konde ne ilk nede son öldürülen insanlar oldu.

14. Nisan, 2006 yılında, Dortmund polisi tarafından 21 yaşındaki Dominique Koumadio bir kaç metre uzaklıktan vurulmuştu; Mohammed Selah, 23 yaşındaki ilticacı, hayatını Remscheid´e 14 Ocak 2007 tarihinde tıbbi bakımının reddedilmesi nedeniyle hayatını yitirmişti (*). Osamuyia Aikpitanhi, 2007 yılında dışsürgünleme esnasında öldürüldü. Alman polisi Jalloh´nun davasında, kendisini öldürdüğünü iddia ediyor. Nigeria´li Festus Okey türkiyede kovalanarak, işkence yapıldıktan sonra, bir türk polisi tarafından silahla vuruldu. Benzeri çoğu örneklerin bir kaçıdır bunlar. Çoğu zaman olduğu gibi böyle durumlarda hakikati karalamak, adaleti sürtünerek reddetmek ve ispat delillerini yanlış, yalan-dolan ve kayıp malumatlar vererek unutdurmaktır, öldürdükleri insanları. Ölüler ve yakınlarına taahhüt eden insanları ise, hiçe sayarak takkibata alıyorlar. Tıpkı Oury Jalloh´ davasında olduğu gibi.

Ama çoğu tanık olduğumuz davalardaki durumlarından büyük bir farkı vardır: almanya çapında çok sayıda insanların angajmanları sayesinde ve özellikle Dessau´dan ilticacı insanların kararlı davranması, olayın yaşandığı Dessau´da bir defter arasına koyulup unutulmaması için mücadele ediyorlar. Başka sözlerle söylenmesi gerekirse, Oury Jalloh artık öldürülen herhangi bir zenci degil. Bu bir çok insanın kavgasi sayesinde olayin, bir dava açılışına sürülmesi ve mahkemece görüşülmesine yol açmıstır. Yürüyüşler, mitingler ve bildiri toplantıları bu haince ve vahşice yaşanan ölümü, dünya çapında gözler önüne sergiledi.

Bilindiği gibi, Mart 2007 dava açılışından beri yaşananlar gösteriyorki, bir mahkeme davasında polislere karşı suç açılımları doğru ve düzen bulucu, yani olmadığı gibi, adaletinde bu şartlar altında doğru yürümemesine eşit getiriliyor. Bu alman devlet taktiği, 7. Ocak 2005´den beri yapılmaktadır ve bugüne kadar davalarda hala tanık olunuyor: Azamet, örtbas etmek, sürüleme ve yalan üstüne yalanlar, istisnasız sürdürülmekdedir. Şahitlerin ve tanıkların duvar örmekle, yalan söylemelerinin yanısıra, ispat delillerinin bile kayıplara bırakılması yada sahte oluşumu, göze alınıyor. Polis - Yangın – Mütehassısın raporunda, ‘bulunan çakmağın’ mahkeme önünde anlatılan ve dosyalarda öne sürülen çakmağın gercekiyle uyuşmadıgını tasdik edmişti. Bunun üzerine Hakimin cevabı? Onun ifadesi mahkeme için hic bir anlam göstermez, çünki torbaların içerekliliği mahkemeye sunulan torbayla eşdir. Bundan ayrı hertürlü beyanların içeriksiz, yalan ve şaşırtma manevrası olması, hakim için hiç ama hiç bir ciddiyetlik taşımamaktadır. Hele torbanın değiştirilmiş olabilmesi bile. Bu sözde adalet görünümüne tabiiki daha ayrı noktalar da eşlik ediyor. Örneğin hakikat arayışlarına bu davada yer verilmemesi. Ve bunun polislerin vazifesi icabına göre şahit olduklarını bildiklerine göre gözardı etmelerinden değil, daha çok ırkçılık ve onun beraberinde getirdiği durumlar mahkeme için hiçbir relevans oynamıyor, fakat Oury Jalloh’nun geçmis hayatı alman makamları için önem taşıyor. Şu ana kadar ne polis memuru Andreas Schubert´in ırkcı ifadeleri, nede çağırdığı nöbetçi Doktor Blödau aralarında geçen sözlerin ve tutumuna hiç bir rol üstlenmemiştir. Andreas Schubert´in geçmişteki davranışlarınıda hiçe sayarak arka plana itilmektedir. Onun sorumluluğu altında yaşamını yitiren yersiz ve yurtsuz olan Mario Bichtermann´de aynı hücrede hayatını geride bıraktı.

Mahkemenin bilmek istediğiyse, Oury Jalloh´nun ne kadar şiddetli, ne kadar içtiğini ve depressiv vs. olup olmadığını öğrenmek, . ... Bundan hariç mahkeme hiç bir ilgi alanına girmezmiş gibi, Dessau şehrinde polisin ve ayrı dünya kıtalarından gelen insanların sorunlu olarak orada tutulmaları ve yaşamalarını umursamıyor. Örneğin mahkeme vahşice uygulanan şiddeti, tenzil (alçaltmak) edici ve ırkcı dehşetini insanların günlük hayatına aşılanmış bir gerçeği araştırmıyor.

Afrikalıların nasıl ve hangi şartlar altında dışlanıyor ve tenkidetmekle karşı karşıya kaldıkları sorulmuyor. Mouctar Bah örneği ve bugüne kadar yaşadığıyla, bize tahrisel boyunca zencilere karşı beslenen ırkcılıgı bu toplumda çok açık olarak gösteriyor. Dört seneden beri Mouctar Bah Dessau şehrinde bir Telecafe-dükkanı işletiyor. Bu dükkan ortamı, şehirde yabancı ınsanlar için, kendilerine karşı beslenen düşmanlıkları, düzenli nefes alıp ve rahat hissedebilecek bir yere gelişmistir. Yıl 2006 döneminde Mouctar Bah´nin dükkan tezkeresini Dessau şehir makamları tarafından elinden alıp, dükkanı alman birine vermişti. Mouctar Bah´nın dükkanı önünde, yapılan uyuşturucu satışına karşı birşeylerin yapılmamasını neden olarak gösteriyordu alman devleti. Ayn cadde´de bulunan tüm dükkanlara ve kurumlara karşı ne bir uyarı nede bir yasak vardı. Böylece, tek bir kaç yıl sonra ruhsatını alma hakkı doğuyor ve ozamana kadar iş yasağı ve işsizliğe sürüklemeyle beraberinde isolasyon hedefleri alman devleti tarafindan yola sokulmuş oldu. Dessau şehrindede, dükkan işletmek için gereken tezkere şartını yasak etmesi bu zamana kadar Mouctar Bah´a karşı kaldırılmamıştır. Nedeni? Kısaca: Telecafe dükkanının genelde afrikalılar tarafindan çoğu sefer ya biskiletle yada yaya ziyaret edildiği nedeninin uyuşturucu olduğu öne sürülüyor. Afrikalılar, sesli, ev duvarlarına işediklerini, çöplerini caddelere atdıklarını, şiddetli olduklarını, şehir ortamının resmini bozduklarını ve üzerine Telecafe´de bulundukları için ikamet sorunluğuna ihlal etmekle suçlanıyorlar. Mouctar, iki sefer Dessau şehrinde tanınmış bir alman milliyetçisi tarafından, Oury Jalloh davası dolayısıyla saldırıya uğramsına rağmen ( yüksek ses, idrar etmek, vs. ihbar eden şahıs tarafından) ve sözde bir polis memuruna hakarette bulunduğu icin Dessau şehir makamı Mouctar Bah hakkında şöyle izah ediyor: „Hertürlü bir davranışın, beraberinde getirdiği, hazırlıklı polis tahkikatini gerektiren, araştırmaların sonucu ne olursa olsun, sizin büyük bir karekter eksikliğinize geri çevrilir ve varolan toplumsal Federal-Alman-Cumhuriyetinin değerleri anlayışına gelememeniz.“ Bazı vatandaşlar, buna dayanarak Dessau şehirine, mektublar yazarak, bir afrikalıya herangi bir dükkan verildiğinde uyuşturucu, vs. önceden programlaşmış olup yürüyeceğini yazıyor.

Muz-Cumhuriyetlerinden ve Sözde-Adaletten

Bir fiili hareketle, eyalet mahkemesinden Hakim Steinhoff, tüm ve süreklilik gösterilen polis yalanlarına rağmen, masaya vurmasıyla ikaz edişi, bizlerin Almanyada bir Muz-Cumhuriyetinde olmadığını ve polislerin bu mahkeme davasında olduğu gibi, istedikleri gibi yalanları arz edmiyeceklerini savundu. Hakim Steinhoff´un sorumluluğu altında, bugüne kadar yaşanan gerçekleri bu davada saklamakdalar hala. Görüneceği gibi Oury Jalloh ve ailesi için ne bir doğru, dürüst ve hakikatli nede sosyal, adil ve demokratik bir sonuç beklenilebilir. Tıpkı söyledikleri gibi sözde Muz-Cumhuriyetlerindede olduğu gibi, egemen sınıfın cezadan muafiyet oluşu güncel hayata bağlılığı ve nerde insanların yaşama hakkı ve bağlılıgı yoksa orada yüzyıllarca ezik kalmasını bize Dessau´da, Almanya´da ve Auvrupa´dada ve Dünya çapında bu kuralların, istisnalar olmadiğını adeta bir norm kuralı olduğunu göstermektedir. Böyle sistemlerde ve sorumluğuna üslenmiş bastırıcı güçlerin yaşamasını sağlaması, insanlara korku salmalarıdır. Insanların özgüveni kazanılmadığı sürece – onurlu, temkinli ve korkusuz bakacağız bu barbarlığı savunanların gözlerine. Üç yıl aradan geçti, üç yıl´dan beri Oury ve Layé hayatlarını yitirdiler. Bu zaman akışı içerisinde çok şeyler yaşandı. Bu kavgada en basit yol: geri çekilmek, sessiz kalmak ve mahkemenin kararını beklemek ve bizlere KATLIAM´DAN bahsetme yasağının kulanılmamasına boyun eymek olurdu vs. ... Ama herşeye rağmen direnişimiz bu barbarlık düzenini sonunu getirene kadar devam edecek. Bu yolda kavgamızı sonuna kadar sürdüreceğiz!

Bizler hala varız, hiddetliyiz ve sesleniyoruz:

YIK SESSISLIĞI! BREAK THE SILENCE!

BU BIR KATLIAMDI!

KIMSE UNUTMAYACAK! AYDINLATMA! ADALET! VE TAZMINAT IÇIN!

Herkesi bizlerin 5., 6. ve 7. Ocak 2008 Berlin ve Dessau´da yapılacak faaliyetlere katılmasına cağırıyoruz.
Sizlerde gelin, arkadaşlarınızı ve yakınlarınızıda beraber getirin. Gösterelim ki, beraberce güçlü olduğumuzu ve bir insana olan saldırının herkese olan bir saldırı olduğunu!

Daha çok bilgi için:
Yufanyi Mbolo Tel.: 0170-8788124
www.initiativeouryjalloh.wordpress.com
www.plataforma-berlin.de
www.thevoiceforum.org
www.thecaravan.org

# # # # # # # # # # # # #

*
de: Die Stadt Remscheid bezweifelt den Wahrheitsgehalt dieser Behauptung und hat uns mit Klage gedroht. Bei dem Gespräch zwischen Mohamed Sillah und dem Sachbearbeiter der Stadt Remscheid war unseres Wissens keine weitere Person anwesend. Allerdings gibt es Zeugen, denen Mohammed Sillah unmittelbar nach seinem Besuch bei der Stadt Remscheid diese Äußerung weitergegeben hat.
Wir sehen keine Veranlassung, daran zu zweifeln, teilen aber der guten Ordnung halber mit, dass die Stadt Remscheid bestreitet, dass es eine solche Äußerung gegeben habe.
Wuppertal, 15.7.2010

english: The city administration of Remscheid doubts that this statement is true and threatened us with legal steps. According to the information we have, no other person was present during the visit of Mohammad Sillah at the Sozialamt, where he applied for a "Krankenschein". Witnesses told us, that immediately after Mohammad Sillah applied for health insurance certificate he reported them, that the employee of the Sozialamt refused to give him the required papers. We do not see any necessity to doubt their statement, but let you know, that the city of Remscheid doubts this statement.
Wuppertal, July 15, 2010

Language: 
Campaign: 

Der Kampf von Flüchtlingen braucht Geld!

Die Karawane ist maßgeblich auf Spenden angewiesen. Unsere Organisation besteht überwiegend aus Flüchtlingen, die (wenn überhaupt) nur über sehr geringe finanzielle Mittel verfügen. Aus diesem Grunde haben wir 2008 den „Förderverein Karawane e. V.” gegründet. Unser Verein ist als gemeinnützig anerkannt und kann deswegen auf Wunsch Spendenquittungen ausstellen, so dass sie steuerlich absetzbar sind. Wenn bei der Überweisung die Adresse mit angegeben wird, verschicken wir die Spendenbescheinigung automatisch spätestens am Anfang des Folgejahres.

Kontakt: foerderverein(at)thecaravan.org

Unsere Bankverbindung lautet:
Förderverein Karawane e.V.
Kontonummer
: 40 30 780 800
GLS Gemeinschaftsbank eG
BLZ: 430 609 67

IBAN: DE28430609674030780800
BIC: GENODEM1GLS

Events

M T W T F S S
 
 
 
 
 
 
1
 
2
 
3
 
4
 
5
 
6
 
7
 
8
 
9
 
10
 
11
 
12
 
13
 
14
 
15
 
16
 
17
 
18
 
19
 
20
 
21
 
22
 
23
 
24
 
25
 
26
 
27
 
28
 
29
 
30
 
 
 
 
 
 
 

Syndicate

Subscribe to Syndicate